RUNNER PENGUINS

A very curious penguins live at the South Pole was running . These penguins constantly train, and was prepared to contest the front row and always finish the contest would imagine , but either the last or the penultimate race was completed . The greatest success , however, has joined five penguin has become the third in a race . This situation penguins bored one day runner has left his hometown and went to swim in Argentina. Penguin Runner became friends with a monkey here . One day in monkeys :

"We If we could race hundred yards farther up the tree , can you write me ? "She asked .

Monkey smiled :

"That depends . I'll race you there Let's see who will be next to the first tree . "

A little later the race began. Runners up in the final meters of the race penguin took a step ahead , but suddenly reducing the speed of the monkey helped win the race . In this penguin runner , won the race , but as I passed the monkey or she is bored with me one more does not race , thinking he was effective.

In the days following the penguin runners continued their friendship with the monkeys . Sometimes they do , sometimes runners in the race penguin, monkey sometimes was the first.

One day the two friends begin to complete the race , they heard a rustling in the grass . Now they stood up to the side of the sound and saw a turtle came towards them .

Penguin Runner :

"Hi friend, we will compete to download the trees . Would you like to participate in this race ? "She asked .

Turtle:

"I 'm through both of you ," he then , the first runner penguin , monkey , finished second in the race much later than they finished the race . Three days later competed several times , turtles ambitious spoke before a race , but it was always the last one .

One day I will join the competition running between turtles and tortoises will be the first after saying :

"Precise my first . Look, you see , I 'm finished the race in the front row . They can not compete with me . Victory is mine , "he said . Turtle took the first race from start to finish was ahead .

Running from the monkey monkeys participated in the contest and was fourth . Monkey before the contest was always first , he said. Tried very hard to be the first runner to convince the penguins . The debate would almost turned into a fight between the runners penguins go too far :

"You say it is I will be first , then convince yourself first and then you can not already . To win, you must mean I'm gonna win . This is not to say arrogance , is to think big . Great thinking great things can be achieved. I'm gonna win , I will be first in , first place , "he insisted , but could not listen .

Here you need to accusations monkey . Monkey in the vicinity of the great thinking and great conversation had heard many times what was wrong . This medieval mentality of the residence was difficult to uproot from his head . Penguin Runner aware of this situation , because the days after the contest with a monkey on the same subject again and again felt the need to talk . He believed in the infinite monkey was champion . Meanwhile the time has passed and it came a moment , the monkeys were first subscribe to .

After a while runner penguin, decided to return to the South Pole . Acquaintances when saying goodbye to the beach the day after tens of thousands of forest animals as the eye can see that the ocean was ranked in front . Runners left in the middle of an ever-expanding circle less then many penguins , ten thousand of the "Argentine your homeland , do not go stay here " begin to sing , and his eyes were filled with emotion . This was thought to remain in Argentina, where so much loved . When finished runner penguin singing with stentorian voice : " Argentina is my home , I'm not staying here, " he shouted .

 

 

KOŞUCU PENGUEN

Güney Kutbu’nda koşuya çok meraklı bir penguen yaşardı. Bu penguen devamlı olarak antrenman yapar, yarışmalara hazırlanırdı ve hep ön sırada yarışmayı bitirmeyi hayal ederdi, fakat ya sonuncu ya da sondan bir önceki olarak yarışı tamamlardı. En büyük başarısı ise, beş penguenin katıldığı bir yarışta üçüncü olmaktı. Bu duruma canı sıkılan koşucu penguen bir gün doğup büyüdüğü yerleri terk etti ve yüzerek Arjantin’e gitti. Koşucu penguen burada bir maymunla arkadaş oldu. Bir gün maymuna:

“ Şu yüz metre ilerdeki ağaca kadar yarışsak, beni geçebilir misin? “ diye sordu.

 

Maymun gülümsedi:

“ Belli olmaz. Yarışalım da görelim bakalım kim önce ağacın yanına varacak. “

Biraz sonra yarış başladı. Son metrelere kadar koşucu penguen yarışı bir adım önde götürdü, fakat aniden hızını azaltıp, maymunun yarışı kazanmasını sağladı. Bunda koşucu penguenin, yarışı kazandım gibi ama ya maymunun geçildi diye canı sıkılır da bir daha benimle yarışmazsa, diye düşünmesi etkili oldu.

Sonraki günlerde koşucu penguen ile maymun arkadaşlıklarını sürdürdüler. Ara sıra yaptıkları yarışlarda bazen koşucu penguen, bazen de maymun birinci oldu.

Günlerden bir gün iki kafadar tam yarışa başlarken, otların arasında bir hışırtı duydular. Hemen doğrulup sesin geldiği tarafa döndüler ve bir kaplumbağanın kendilerine doğru geldiğini gördüler.

Koşucu penguen:

“ Merhaba arkadaş, biz karşıdaki ağaca kadar yarışacağız. Bu yarışa sen de katılmak ister misin? “ diye sordu.

Kaplumbağa:

“ Ben ikinizi de geçerim “ dedikten sonra, koşucu penguenin ilk, maymunun ikinci sırada tamamladığı yarışta onlardan çok çok sonra yarışı tamamladı. Üçü daha sonraki günlerde defalarca yarıştı, kaplumbağa her yarıştan önce iddialı konuştu fakat hep sonuncu oldu.

Bir gün kaplumbağa kaplumbağalar arası koşu yarışmasına katılacağını ve birinci olacağını söyledikten sonra:

“ Kesin birinci benim. Bak görürsünüz, ben yarışı en ön sırada tamamlarım. Onlar benle boy ölçüşemez. Zafer benimdir “ dedi. Kaplumbağa yarışı baştan sona önde götürüp birinci oldu.

Maymun da maymunlar arası koşu yarışmasına katıldı ve dördüncü oldu. Maymun yarışma öncesi hep birinci olamayacağını söyledi. Koşucu penguen çok uğraştı birinci olacağına inandırmak için. Aralarındaki tartışmalar neredeyse kavgaya dönüşecekti ki, koşucu penguen fazla ileri gitmedi:

“ Sen birinci olacağım demedikten sonra, kendini buna inandırmadıktan sonra zaten birinci olamazsın. Kazanmak için, kazanacağım demek gerekir. Bu kibirlilik demek değildir, büyük düşünmek demektir. Büyük düşünmeden büyük işler başarılamaz. Kazanacağım, birinci olacağım de, birinci ol “ diyerek çok ısrar etti fakat dinletemedi.

Burada maymunu fazla suçlamamak gerekir. Maymun yakın çevresinden büyük düşünmenin ve büyük konuşmanın yanlış olduğunu pek çok defa dinlemişti. Bu ortaçağ kalığı zihniyeti onun kafasından söküp atmak zordu. Koşucu penguen bu durumun farkına vardığı için, yarışmadan sonraki günlerde aynı konuyu maymunla tekrar tekrar konuşmak ihtiyacını hissetti. Maymunun şampiyon olacağına inancı sonsuzdu. Aradan zaman geçti ve öyle bir an geldi ki, maymun birinciliklere abone oldu.

Bir süre sonra koşucu penguen, Güney Kutbu’na geri dönmeye karar verdi. Tanıdıklarıyla vedalaştığının ertesi günü sahile indiğinde on binlerce orman hayvanının göz alabildiğince okyanusun önünde sıralandığını gördü. Az sonra giderek genişleyen birçok dairenin ortasında kalan koşucu penguen, on binlerin “ Arjantin senin vatanın, gitme burada kal “ şarkısını söylemeye başlamasıyla duygulandı ve gözleri doldu. Bu kadar çok sevildiği Arjantin’de kalmayı düşündü. Şarkı bitince koşucu penguen gür sesiyle: “ Arjantin benim vatanım, gitmiyorum, burada kalıyorum “ diye bağırdı.

 

SON

 

 

KELOĞLAN WITH CLOUDS

KELOĞLAN a strange once lived in Anatolia . Can not you like to work but our products will be collected from the field , toss a hand KELOĞLAN arrived , he rushed to the aid of neighbors, though . Tomatoes, peppers, eggplant balls though . Not giving money when it's done , just to have lunch with chicken soup . Well, I'm already home home for lunch with chicken soup is cooking, cause I'm tired of working and says if his back .

One morning clouds gathered in the sky , it suddenly started to rain heavily tarnished and . Even as oil drops of rain and at the end have been flooding to unite. What's left surrounding the house , nor barn , nor the fields , nor the garden . All have been wiped out , took it with him . KELOĞLAN a tree out of the main flood survived.

Rain was listening to half an hour . KELOĞLAN come down from the tree with the master . KELOĞLAN rain was very angry . He called to the cloud in a shower of :

"O cloud , big cloud, now you better forget it.

What's the matter said quickly , looking at it in my face .

Remember that destroyed the house of a house , why did you leave them homeless ?

I have my main homeless, we're heartbroken in the bottomless pit. "

KELOĞLAN 's reproachful words were voiced over the cloud :

" KELOĞLAN , KELOĞLAN , I am ashamed , I can not look at your face .

I 'm angry for no reason , go through plenty of oil .

Do not think I will stay right people , animals , what happens?

Plantations, gardens would plunder my passes . "

KELOĞLAN 's cloud upon the request of twenty-four hours before the time taken . The next day it rained in that region , but little by little, fat five hours and have no place waterlogging , flooding has not. So you can be successful with cloud rational solutions of the issues have been learned .

 

 

 

 

KELOĞLAN İLE BULUT

Bir zamanlar Anadolu'da bir garip KELOĞLAN yaşarmış. Çalışmayı sevmezmiş ama bizim tarladan ürün toplanacak, gel bir el atıver KELOĞLAN, diyen konu komşunun yardımına koşarmış. Domates, biber, patlıcan toplarmış. İş bitince para veren olmaz, sadece öğle yemeği tarhana çorbası. Eh, öğlenleri evde anam zaten tarhana çorbası pişiriyor, neden çalışıp yorulayım der ve yan gelip yatarmış.

Bir sabah vakti gökyüzünde bulutlar toplanmış, ortalık kararmış ve şiddetli bir yağmur başlamış. Yağdıkça yağmış ve sonunda yağmur damlaları birleşip sel olmuş. Çevrede ne ev bırakmış, ne ahır, ne tarla, ne bahçe. Hepsini silip süpürmüş, alıp götürmüş. KELOĞLAN ile anası bir ağaca çıkıp selden kurtulmuşlar.

Yağmur yarım saatte dinmiş. KELOĞLAN ile anası ağaçtan inmiş. KELOĞLAN yağmura çok kızgınmış. Yağmuru yağdıran buluta seslenmiş:

" Ey bulut, koca bulut, artık sen iyiyi unut.

Nedir derdin çabuk söyle, bakma yüzüme öyle.

Bir evi olanın evini yıktın, neden sen onları evsiz bıraktın?

Anamla ben de evsiz kaldık, dipsiz kuyularda dertlendik kaldık. "

KELOĞLAN 'ın sitem dolu sözleri üzerine bulut dile gelmiş:

" KELOĞLAN, KELOĞLAN, utanıyorum, senin yüzüne bakamıyorum.

Ben nedensiz sinirlenirim, bolca yağar geçer giderim.

Düşünmem insanlar sağ mı kalır, hayvanlar ne olur?

Tarlaları, bahçeleri talan eder geçerim. "

KELOĞLAN 'ın isteği üzerine bulut zamanı yirmi dört saat önceye almış. Ertesi gün yine o bölgeye yağmur yağmış ama azar azar, beş saatte yağmış ve hiçbir yeri su basmamış, sel gelmemiş. Böylece bulut meselelerin akılcı çözümlerle başarılı olabileceğini öğrenmiş olmuş.

 

SON

 

 

 

CATS AND RATS

Two-storey villa in a sleepy cat , but had a good heart . Villa of the man and his wife who have gone to the office early in the morning or all day if you come as well .

One day I came here four pups with the mother mouse . Prepare their nest in the corner of the room , began to pilfering food from the kitchen .

Days have passed increasingly rats love this place , but could not warm up a kind of cat . Being nice to them , they fired at the end of the cat showing the location of food .

Villa owner, the cat looked gone, replaced have bought a cat named Monster . Monster, drop mouse to go to the kitchen , did not allow their noses to eject it from the slot .

Open with puppies , the mother mice opportunity to find a few villas and well behaved but sleepy cat found in a hut in the forest . He told her the situation , ask for forgiveness , but cats have definitely return .

Then cubs field near the mother mice in tears , separated from the villa . Sleepy cat how much you love good-hearted but always told their offspring .

*

 

 

KEDİLER VE FARELER

İki katlı villanın iyi kalpli ama uykucu bir kedisi varmış. Villanın sahibi olan adam ve karısı sabah erkenden bürolarına gidince bütün gün yan gelip yatarmış.

Bir gün buraya anne fare ile dört yavrusu gelmiş. Salonun köşesine yuvalarını hazırlayıp, mutfaktan yiyecek aşırmaya başlamışlar.

Günler geçip gittikçe fareler burasını çok sevmişler ama kediye bir türlü ısınamamışlar. Kendilerine nazik davranan, yiyeceklerin yerini gösteren kediyi sonunda kovmuşlar.

Villa sahibi, bakmış kedi gitmiş, yerine Canavar adında bir kedi satın almış. Canavar, bırak farelerin mutfağa gitmesine, burunlarını yuvadan çıkarmasına izin vermemiş.

Yavrularıyla birlikte aç kalan anne fare bir fırsatını bulup villadan kaçmış ve iyi kalpli ama uykucu kediyi ormandaki bir kulübede bulmuş. Ona durumu anlatmış, af dilemiş ama kedi kesinlikle geri dönmemiş.

Daha sonra yavrularını yanına alan anne fare, gözyaşları içinde, villadan ayrılmış. İyi kalpli ama uykucu kediyi ne kadar sevdiğini hep yavrularına anlatmış.

 

SON





 

 

 

MONKEY AND THE BOAR FAMILY

There was a monkey . In the forest he sold pretzels . But the poor have good hearts was . One day while walking on the sidewalk in these monkeys , the road can not get over- speeding and cornering use of young wild boar was hit by a motorcycle .

Severity of the impact of the monkey's head struck the wall of a building. Monkey who lost a lot of blood in the hospital and in surgery. The remaining monkeys have finally regained consciousness in a coma for two months. Than a month in hospital and the hospital began to roam the corridors were called monkey trial was knowing what to do when seated in the dock. Engine damage he has left, a young wild boar and given to the court by the family.

In court, the lawyer representing the family of wild boar , monkey blamed . Monkey, wound healing , and brain damage due to the difficulty with speech , because could not defend himself .

The judge convicted the monkey . Thereupon, monkeys , wild boar family, lawyer and judge begged , cried , tears have been shed .

Eventually, the monkey's become sore wild boar family , has withdrawn his complaint and the judge , the monkey released .

 

 

 



MAYMUN VE YABAN DOMUZU AİLESİ


Bir maymun varmış. Ormanda simit satarmış. İyi kalpliymiş ama fakirmiş. Bir gün bu maymuna kaldırımda yürürken, yolda aşırı hızla giden ve virajı alamayan genç yaban domuzunun kullandığı motosiklet çarpmış.

Çarpmanın şiddetiyle maymunun kafası bir binanın duvarına çarpmış. Çok kan kaybeden maymunu hastaneye kaldırmışlar ve ameliyata almışlar. İki ay komada kalan maymun nihayet kendine gelmiş. Bir ay kadar daha hastanede yatan ve hastane koridorlarında gezmeye başlayan maymun mahkemeye çağrılıp sanık sandalyesine oturunca ne yapacağını bilememiş. Motorda hasar bıraktı diye, genç yaban domuzu ve ailesi tarafından mahkemeye verilmiş.

Mahkemede, yaban domuzu ailesinin avukatı, maymunu suçlamış. Maymun, yarası iyileşmediği ve beyninde hasar olması sebebiyle konuşma zorluğu çektiği için, kendini savunamamış.

Hâkim, maymunu suçlu bulmuş. Bunun üzerine maymun, yaban domuzu ailesine, avukata ve hâkime yalvarmış, ağlamış, gözyaşı dökmüş.

Sonunda, maymunun haline acıyan yaban domuzu ailesi, şikâyetini geri almış ve hâkim de, maymunu serbest bırakmış.

SON

 

 

PUPPETEER

Villages, towns, cities and puppet moving entertain people walking about saying that there was a puppeteer. When the game ends extend puppeteer hat, if the money collected from the audience, but it would have been less than that money. When playing a giant puppet of the puppet state of joyful, sad state of the game is finished, if separated from the square looking headlong. I just applaud him who, though pitying look.

One day while playing this puppet puppeteer in a town starving, dizzy, eyes blackened stone hit his head and fell dead on the spot. The audience that you are a part of the game, have applauded the puppeteer. Five hundred people came to watch the puppeteers had five people at the funeral.

The puppet on roadsides, playing guitar, singing do not empty If you see street performers, give them money. Art can not be purchased with money, but the art is not done on an empty stomach, forget it.

 

KUKLACI

Köy, kasaba, şehir demeden gezip dolaşan ve kukla oynatarak insanları eğlendiren bir kuklacı varmış. Kuklacı oyun bittiğinde şapkasını uzatır, seyircilerden para toplarmış ama para veren az olurmuş. Kukla oynatırken devleşen kuklacının neşeli hali, oyun bitince üzgün bir hal alır, başı önde seyir meydanından ayrılırmış. Az önce onu alkışlayanlar, acıyarak bakarmış.

Bir gün bu kuklacı bir kasabada kukla oynatırken, açlıktan başı dönmüş, gözleri kararmış, düşüp kafasını taşa çarpmış ve oracıkta ölmüş. Olanları oyunun bir parçası sanan seyirciler, kuklacıyı çılgınca alkışlamışlar. Seyretmeye beş yüz kişinin geldiği kuklacının cenazesinde beş kişi varmış.

Yol kenarlarında kukla oynatan, gitar çalan, şarkı söyleyen sokak sanatçıları görürseniz boş geçmeyin, onlara para verin. Sanat parayla satın alınmaz ama aç karnına da sanat yapılmaz, bunu unutmayın.

SON

 

 

DRAGON KING AND TWO

A lot of time with high walls and a city-state ruled by a king had. The people lived in peace. One day, two dragons from the jungle town was seated next to the right and left of the entrance. Themselves as victims of a people to be given every day or have said they will destroy the city.

The king, the queen's head despite the objection, agreed to the request of the dragon, and the dragon gave it to two people every day. Subsequently ever increasing demands dragons have five to human interests. The townspeople began to dwindle.

Let's destroy the dragon of night raids, saying that since the first day, which annoys the king's head spared queen escaped from the city. If the king in the last remaining human city, has been fed to the dragon.

Even if you are the king heed to the recommendations. If you do not heed to the recommendations, the proposal that escapes goes, if you can not escape, you're caught.

 

 

KRAL VE İKİ EJDERHA

Vaktiyle çok yüksek surları olan ve bir kral tarafından yönetilen bir şehir devleti varmış. Halk, huzur içinde yaşıyormuş. Günlerden bir gün ormandan gelen iki ejderha şehrin giriş kapısının sağ ve sol yanına oturmuşlar. Kendilerine her gün birer insanın kurban olarak verilmesini yoksa şehri yıkacaklarını söylemişler.

Kral, baş vezirin itirazına karşın, ejderhaların isteğini kabul etmiş ve her gün iki insanı ejderhalara vermiş. Sonradan ejderhalar isteklerini giderek arttırarak beşer insana kadar çıkarmışlar. Şehir halkı giderek azalmaya başlamış.

Gece baskınıyla ejderhaları yok edelim, diyerek ilk günden beri kralın başını ağrıtan baş vezir şehirden kaçarak kurtulmuş. Şehirde son kalan insan olan kral ise, ejderhalara yem olmuş.

Sen kral bile olsan önerilere kulak as. Önerilere kulak asmazsan, öneriyi yapan kaçar gider, sen ise, kaçamaz yakalanırsın.

SON

 

 

LAME DUCK

When he was born feet were intact. Floating in the creek with friends in the grass, rushes , was played . Love was installed . If you have a friend jokingly mild , but boredom is not responding , you do not have to do with playing the game they play , have gone away . Age grows at our own grown , growth spurt. His well-intentioned , clean -hearted behavior , words , movements by large have always snore . Was the subject of ridicule in many places . They always exclude him , did not accommodate them . What he does, remedy, being separated from the dear little fellow was found .

Was run , in the long run along the stream had to . Further , go further , there also have liked to see . He loved to run . From running , could not imagine life without sweating . Especially the run after he came to the zero point , all the troubles of this world , albeit for a few hours of boredom reset the time zone tasting the exquisite did not know that .

Good that our duck Omar, alone in the woods while visiting , come out from behind a tree from the fox biting his foot barely survived. Fox with his foot hit the other one with the fangs of the survivors , Omar had escaped and saved lives . Have washed your feet go into the slot , wrapped in a clean cloth . Omar listened to two days , then Taking short walks in the river would improve the movement of your feet . Full status on the left foot had pressed me or resolves with time , he said. On the other hand continued life . Omar went to his little friends sluggish walk . All of his friends , were very upset about Omar's case . Omar's inability in tears , cried with him .

Easier said than six months have passed since the break . During this period, his feet did not show any improvement . Closed the wound in the left foot heel , heel completely healed , but had difficulty pressing on . What kind of bass at the time pitied . He felt sorry for the not so rushed . Big ducks peers , they have met with a smile and his gait had forgotten her real name . Now had a new name : Lame Duck

 

 

TOPAL ÖRDEK

Doğduğunda ayakları sağlamdı. Arkadaşlarıyla birlikte derede yüzer, çimenlerde koşar, oynardı. Sevgi yüklüydü. Bir arkadaşı şakayla karışık hafiften vursa, karşılık vermez ama canı sıkılır, oyun oynuyorlarsa oyunla ilgisi kalmaz, uzaklaşıp giderdi. Yaşı büyüdükçe kendi de büyüdü, boy attı. Onun bu iyi niyetli, temiz yürekli davranışları, sözleri, hareketleri büyükler tarafından hep horlandı. Pek çok yerde alay konusu oldu. Onu daima dışladılar, aralarında barındırmadılar. O da ne yapsın, çareyi, sevgili küçük dostlarından ayrılmamakta buldu.

Koşardı, dere boyunda uzun koşulara çıkardı. Daha ileriye, daha ileriye gitmek, oraları da görmek isterdi. Severdi koşmayı. Koşmadan, terlemeden bir yaşam düşünemezdi. Hele o koşudan sonrası sıfır noktasına gelme, şu dünyanın tüm dertlerinin, sıkıntılarının birkaç saatliğine de olsa sıfırlandığı enfes zaman dilimini tatmayan bilmezdi.

Şu bizim ördek yani Omar, ormanda yalnız başına gezerken, bir ağacın arkasından çıkıp ayağını ısıran tilkiden zor kurtuldu. Tilkinin sivri dişlerinden öteki ayağıyla vurduğu tekmeyle kurtulan Omar, kaçarak canını kurtardı. Yuvasına gidip ayağını yıkadı, temiz bir bezle sardı. İki gün dinlenen Omar, daha sonra dere kıyısında kısa yürüyüşlere çıkarak ayağının hareket kabiliyetini geliştirmek istiyordu. Sol ayağı üzerine tam basamama durumu vardı ya zamanla düzelir diyordu. Diğer yandan hayat devam ediyordu. Omar ağır aksak yürüyüşüyle küçük dostlarının yanına gitti. Dostlarının hepsi, Omar’ın durumuna çok üzüldüler. Omar’ın gözyaşlarına hakim olamaması sonucu, onunla birlikte ağladılar.

Dile kolay aradan tam altı ay geçti. Bu sürede onun ayağı hiçbir düzelme göstermedi. Sol ayak topuğundaki yara kapanmış, tamamen iyileşmişti ama topuğunun üstüne basmakta güçlük çekiyordu. Bastığı zaman da ne biçim acıyordu. O, en çok koşamadığı için üzülüyordu. Yaşıtları büyük ördekler, onun yürüyüş şeklini gülümsemeyle karşılamışlar ve ona gerçek adını unutturmuşlardı. Artık yeni bir adı vardı: Topal Ördek

 

SON

 

 

 

THE KANGAROO WITHOUT ITS CHILD

A kangaroo hadn’t been able to have a baby

It had adopted a rabbit and had put it into its bag

The kangaroo had been happy and so had the rabbit

But the others had been angry so,


They had made a plan to get rid of the rabbit

They had kidnapped the rabbit while sleeping

The kangaroo had seen her empty bag when she had woken up

She had been shocked and sorry


And had made an arrangement with the poisonous snake

In the bag had been the snake and the kangaroo among the others

Being afraid of the snake the others had given the rabbit back

And they had said that that was a plan in a plan.

 

 

YAVRUSU OLMAYAN KANGURU

Kangurunun birinin yavrusu olmazmış

Bir tavşanı evlat edinip torbasına koymuş

Kanguru memnun, tavşan mutlu

Ama diğer kangurular kızgınmışlar.


Tavşandan kurtulmak için, bir plan yapmışlar

Onlar uykudayken tavşanı kaçırmışlar

Kanguru uyanınca bakmış torbası boş

Şaşırmış kalmış buna olmuş içi bir hoş.


Kanguru zehirli yılanla anlaşma yapmış

Torbada yılan, kanguru kangurular arasında

Yılandan korkan kangurular tavşanı geri vermişler

Plan plan içinde böyle olur demişler.

SON

 

 

ELEPHANT BOY

An African Negro Boy

Had been a magician’s apprentice

Had changed himself into an elephant

Instead of changing an elephant into human


While he had been walking,

In the fields and mountains

A huge thorn had pricked his foot

The elephant had felt too much pain


He had asked the lion, the tiger, the eagle

The fox, the wolf, the owl

The rabbit for help

Whoever had seen the elephant had run away.


Mourning and crying

The elephant had returned to his village

His mother, father, uncle

Had escaped from the elephant with childish voice.


But brave Toro

Moro’s friend

Hadn’t known what fear had been

Had pulled the thorn out.


Moro had been an elephant forever

Hadn’t left Toro

Their story had become

Legendary in the world.

 

 

FİL ÇOCUK

Afrikalı bir zenci çocuk

Büyücü çırağıymış

Fili insan yapayım darken

Kendini fil yapmış


Dağlarda, bayırlarda

Gezerken ayağına

Kocaman bir diken batmış

Filin canı çok acımış


Aslandan, kaplandan, kartaldan

Tilkiden, kurttan, baykuştan

Tavşandan yardım istemiş

Fili gören korkup kaçmış


Fil ağlana, sızlana

Köyüne geri dönmüş

Anası, babası, amcası

Çocuk sesli filden kaçmış


Fakat cesur Toro

Moro’nun arkadaşı

Korku nedir bilmezmiş

Dikeni çekip çıkarmış


Moro hep fil kalmış

Toro’dan ayrılmamış

Onların öyküleri

Dünyada destanlaşmış.

SON

 

 

 

FABLE OF OLD WOMAN

There was an old woman

In the night, day she was crying

Continually shedding her tears

Splashing like a spring.


Home you designate is only a room

How can we live in there?

Always have soap in the mourning and evening

Troubles are waiting for their turn.


One day a man arrived at there

Gave greeting with the woman

“I purchased this place

Make it emptied” he said.


“Woe to my aggrieved head

My tears never stopped shedding

Where can l go to

Have no stone already erected, too.”


“You are existing today, tomorrow you are absent

Have a habitation for yourself;

You assemble your bed

on the land over there…”


“Heavens! Is it acceptable, my son,

To hit a kick to who fallen down?

Don’t make, don’t act,

Is it possible to stay in the street?”


Day turned, tomorrow arrived

She moved from her room

Her friend in the night

Was moon and star…

 

 

 

YAŞLI KADIN MASALI


Bir yaşlı kadın vardı

Gece, gündüz ağlardı

Gözyaşları durmadan

Çağlayan bir pınardı.


Ev dediğin tek oda

Yaşanır mı burada?

Sabah, akşam hep çorba

Dertler bekler sırada.


Bir gün bir adam geldi

Kadına selam verdi

“Satın aldım burayı

Boşalt odayı “dedi.


“Vay benim dertli başım

Hiç dinmedi gözyaşım

Nerelere giderim

Yok bir dikili taşım.“ .


“Bugün var, yarın yoksun

Kalacak yerin olsun;

Karşıdaki arsaya

Yatağını kurarsın. ”


“Aman oğlum olur mu?

Düşene vurulur mu?

Etmeyin, eylemeyin

Sokakta yatılır mı? “


Gün döndü, yarın oldu

Odasından taşındı

Geceleri arkadaş

Ay ile yıldız oldu.

SON

 

Serdar Yıldırım