PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Askerlerİn Sİlah Kullanma Yetkİlerİ



EğitimCafe
01-Jul-2010, 00:08
ASKERLERİN SİLAH KULLANMA YETKİLERİ



Askerler karakol, karakol nöbetçisi, devriye, nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin için görevlendirildiklerinde aşağıda gösterilen hallerde silah kullanmaya yetkilidirler.

Silah kullanılmasını gerektiren haller

Bu hizmetlerden birini yaparken müessir bir fiil ile taarruza uğranıldığı veya müessir bir fiil veya tehlikeli bir tehdit ile bu hizmetlerin yapılmasına mukavemet edildiği takdirde bu taarruz ve mukavemetleri gidermek için,

Bir taarruz veya mukavemete hazırlanan ve silahını veya mukavemete elverişli bir aleti bırakmaya davet edildiği halde, bu davete derhal itaat etmeyen veya bıraktığı silahı veya aleti tekrar eline almaya davranan veya alan kimseyi itaate zorlamak için,

Bu kanunun 80 ve 81.maddeleri gereğince muvakkaten yakalanan bir şahsın veyahut muhafaza ve sevki kendisine tevdi edilmiş olan bir tutuklunun veya hükümlünün kaçması veya kaçmaya teşebbüs etmesi ve verilecek dur emrini dinlemediği görüldüğünde başka türlü ele geçirilmesi kabil olmadığı taktirde yakalanması için,

Kendi muhafazasına tevdi edilmiş olan insan ve her türlü eşyaya karşı vuku bulan taarruzu defetmek için,

Bu maddede sayılan görevleri yapan askerlere karşı, sözle yapılan sataşma veya hakaretlerin bertaraf edilmesi sırasında mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehlikeli bir tehditle karşılaşıldığında bu halleri gidermek için,



Silah kullanma derecesi

Bu maddede yazılı hizmetlerin yapılması sırasında silah kullanılması için başkaca bir çare kalmaması veya zaruret olması şarttır.

Şahıs veya topluluk silahsız ise; mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehdidin derecesine göre asayiş hizmeti ile görevli birlik komutanı gerekli uyarmayı yaparak silah kullanılacağını ihtar eder. Bu ihtara itaat edilmezse bunu sağlayacak dereceden başlamak üzere silah kullanılır.

Şahıs veya topluluk silahlı veya taarruzu önemli derecede etkili kılacak şekilde aletleri taşıyorsa, silah veya aletlerin bırakılması ihtar olunur. Tecavüz taarruz veya mukavemet buna rağmen devam ederse itaati sağlayacak dereceden başlamak üzere silah kullanılır.

Silah kullanma tarzı

Silah çeşitlerine göre etkili olabilecek şekilde kullanılır. Önce kesici ve dürtücü silahlar ile ateşli silahlar hedefe tevcih edilir, sonra ateşli silahların küçük dipçik ve kabzaları kullanılır, daha sonra kesici ve dürtücü ve ateşli silahlar bilfiil kullanılır.

Silah kullanmak mutlaka ateş etmek değildir. Ateş etmek son çaredir. Önce havaya ihtar ateşi yapılır. Sonra ayağa doğru ateş edilir, mukavemet hali devam ederse, hedef gözetmeksizin ateş edilir.

Ateş emri ve kendiliğinden ateş etmek

Ateş etmek bilhassa bunun için emir verilmiş olmasına bağlıdır.

Ateş emri verilmemiş olsa dahi her asker silahını kullanabilir. Ancak silahın kullanılacağı zamanın ve kullanma derece ve tarzının tayini her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önünde tutularak silahını kullanacak asker tarafından bizzat takdir olunur.

Ateş emri vermeye yetkili makamlar

Bu madde yazılı görevleri yapmak için birliğe görev veren üst komutan olay yerinde bulunuyorsa sözle ateş emri vermeye yetkilidir. Komutan, bu emri yazı ile teyit eder.

Asayişe memur edilen kuvvetlerin olay yerinde bulunan birlik komutanı veya asayişe memur edilen birliğin parçalarına komuta eden en küçük komutan ve amirler dahi önceden emir verilmemiş olsa bile sözle ateş emri vermeye yetkilidir.

Sorumluluk

Her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önünde tutulmak kaydıyla bu madde hükümlerine göre silahını kullanan askere ve silah kullanma emrini veren birlik komutanına sorumluluk yüklenmez.

Not :

İç hizmet yönetmeliğinin 640,641.maddelerine bak. T.C.K. ’nın 49.maddesinde yazılı hal ve şartlarda veya kanunların kendilerine silah kullanma yetkisi verdiği hallerde bu yetkinin kullanılması suretiyle işlenen suçlarda açığa çıkarılma işlemi uygulanmayabilir.

Açıklama

Silah kullanabilecek görevler

Karakol, karakol nöbetçisi, devriye (İç Hz. K.78) hizmetleri ile nakliyat muhafazası ve asayişi temin görevleridir.

Silah kullanılmasını gerektiren haller

Yukarıdaki hizmetlerin birini yaparken:



Bu hizmetlerden birini yaparken müessir bir fiil ile taarruza uğranılması hali; taarruzun filhal vuku bulmasını ve hizmet yapan şahsa yönelik olmasını gerektirir. Silah taşıyan bir görevliye karşı yapılan taarruzun bünyesinde bizatihi müessir fiilin mevcudiyeti kabul edilir. El ve kol ile yapılan bir tecavüz hareketinin de silah kullanılmasını haklı kılan bir müessir fiil derecesine ulaşması mümkün olabilir. Silah istimali için taarruzun ileri safhaya ulaşması beklenmez. Taarruza teşebbüs dahi taarruz hükmündedir. Burada önemli olan bir hususta ilk taarruzun mütecavizden gelmesidir. Görevini suistimalle ilk taarruza sebebiyet verenin nöbetçi veya devriye olması halinde göreceği mukabil taarruzun silah istimali suretiyle def edilmesine cevaz verilmez. Ancak nöbetçinin görev dışı hareketi ile buna maruz kalan şahsın taarruz veya tecavüzü arasında nöbetçi lehine büyük bir nisbetsizlik bulunması ahvalinde silah kullanma haklı olabilir.

Veya müessir bir fiil veya tehlikeli bir tehdit ile bu hizmetlerin yapılmasına mukavemet edilmesi hali; yukarıdaki birinci ihtimalde hizmet yapan şahsın vücudu istihdaf edildiği halde bu şıkta hizmetin yapılmasına engel olmak amacını taşıyan müessir bir fiil veya tehlikeli bir tehdit hali bahis konusudur. Tehdidin, T.C.K. ’nın 191.maddesindeki basit tehdidin ötesinde tehlike tevlit edebilecek bir vasıf ve nitelik taşıması ve hizmet yapan şahsı hizmetten alıkoyabilecek bir ağırlıkta olması lazımdır.



Bir taarruz veya mukavemet hazırlığından vaz geçirmek amacıyla : Taarruz veya mukavemetin hazırlık hareketlerine geçilmesi kafi olup bu hareketlerin fiilen gerçekleşmesi şart değildir. Bu ahvalde silah kullanabilmek için taarruz veya mukavemet hazırlıklarının önceden saptanması gerekir. Varsayım silah istimali için haklı bir neden olmaz.

Silahını veya mukavemete elverişli aleti bırakmaya davet olunduğu halde bırakmayan veya bıraktığı halde tekrar eline almaya davranan kişiyi itaate zorlamak için : Bu bir nevi ihtar mahiyetinde olup mutaarrız veya mukavemet eden kişinin bu ihtara derhal uyması gerekir. Davet emrine derhal itaat etmemek veyahut bıraktığı silah veya tehlikeli aleti tekrar almaya müteveccih bir hareket , ir taarruz veya mukavemet kastını ortaya koyacağı cihetle, bu yolda davranan kişiyi itaate zorlamak için silah istimalinde haklılık ve zaruret söz ***ürmezse de, böyle bir ihtar yoluna gidilmeden silah kullanılmasında her zaman haklılık ve zarurete yer verilmez. Zira bir taarruz veya mukavemet hazırlığını bertaraf etmek amacını taşıyan bu tedbire riayet edilmeden bir telaş, heyecan veya korku sebebiyle silah istimalinde zaruret hududunun aşılması bahis konusu olabilir.

Tutuklu, hükümlü veya geçici olarak yakalanan bir şahsın kaçması veya kaçmaya teşebbüs etmesi hali, Tutuklu: hakkında tutuklama müzekkeresi bulunan kişiye denir. Hükümlü: kesinleşmiş bir ceza ile mahkum bulunan kimsedir. Muvakkat yakalanan : İç Hz. K’nun 80., As. Y.U.K.’nın 79. Ve C.M.U.K.’nın 127.maddelerinde belirtilen sebeplerden birisine dayanılarak hürriyetinden geçici olarak yoksun kılınan kişidir. Kanun bu gibi kişilere önce dur ihtarında bulunulmasını, bu ihtarı dinlemedikleri görüldüğünde ve başka türlü ele geçirilmeleri de kabil olmadığı taktirde silah kullanılmasına izin vermektedir. Burada silah kullanılmasının ilk şartı kaçağın dur emrine itaatsizliğidir. Dur ihtarı önce sözle ve kaçağın duyabileceği kadar yüksek ve hiddetli bir tonla yapılmalı, kaçak duymadığı takdirde havaya bir el silah sıkılmak suretiyle bu ihtar yenilenmelidir. Bu bir tedbir niteliğinde olup muhakkak bu tedbire müracat olunmalıdır. Firarinin silah kullanılmasına gerek kalmadan ele geçirilmesi ihtimali olan hallerde ve yerlerde (mesela, kaçağın ellerinin kelepçeli olması, kapalı bir yere sığınması gibi) dur emrine riayet etmese bile silah kullanılmasına cevaz yoktur. Kaçma eyleminin, cebir şiddet kullanmak suretiyle yapılması ile aldatma, kandırma veya görevlinin dalgınlığından yararlanılarak işlenmesi arasında bir fark yoktur.

Kendi muhafazasına tevdi edilmiş olan insan ve eşyaya karşı vukubulan taarruzu def etmek için: yukarıdaki (a) paragrafında incelen hizmet yapan şahsa yönelik taarruzun şartları burada da aynen caridir. Ancak burada taarruz hizmet yapan şahsa değil, o şahsın muhafazasındaki insan ve eşyaya karşı yapılmaktadır. Taarruza uğrayanın insan olması halinde silah kullanma daha çok önem kazanır. Esasen bu T.C.K.’nın 49.maddesindeki... başkasına karşı vuku bulan haksız, bir taarruzu def etmekten ibolan meşru müdafaadan başka bir şey değildir. Taarruza uğrayan şahsın kendisini müdafaa etmesi veya müdafaya muktedir olması vazifeli şahsı bu görevi yerine getirmekten alıkoymaz. Eşyaya karşı yapılan taarruzlarda, T.C.K’nın onuncu babında yazılı mal aleyhine cürümler söz konusudur.

Sözle yapılan sataşma veya hakaretlerin bertaraf edilmesi sırasında mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehlikeli bir tehdide uğranılması hali : daha ziyade asayişi temin ve sıkıyönetim hizmetlerinde görevlendirilen askeri personele karşı ika edilen sataşma ve hakaret olaylarının devamına müsaade etmeyen kanun vazıı bu gibi hareketlerin bertaraf edilmesi sırasında görevlilerin uğrayacakları mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehdidi def etmek için silah kullanılmasına cevaz vermiştir. Maddenin (a) fıkrasında açıklanan hususlar burada da geçerlidir.

Silahı kullanma derecesi

Silah kullanabilmek için ya başka bir çare kalmaması veya zaruret olması şarttır.

Başka çare kalmaması : Maddenin I nolu bendinde yazılı silah kullanmaya tekaddüm eden bütün ön tedbirlerin yerine getirilmesine rağmen mütecavizin taarruzundan vazgeçmemesi, kaçağın geri dönmemesi son çare olan silah kullanılmasını gerektirir ve bu hareketi haklı kılar.

Şahıs veya topluluk silahsız ise; mukavemet, taarruz, müessir, fiil veya tehdidin derecesine göre asayiş hizmeti ile görevli birlik komutanı gerekli uyarmayı yaparak silah kullanacağını ihtar eder. Bu ihtara itaat edilmezse bunu sağlayacak dereceden (önce silah tevcihi, sonra dipçik ve kabze kullanmak gibi) başlamak üzere silah kullanılır.

Şahıs veya topluluk silahlı veya taarruzu önemli derecede etkili kılacak şekilde aletleri taşıyorsa; silah veya aletlerin bırakılması ihtar olunur. Tecavüz veya mukavemet buna rağmen devam ederse itaatı sağlayacak dereceden başlamak üzere silah kullanılır. Maddenin bir nolu bendini (a) fıkrası burada aynen uygulanır. Silah veya tehlikeli aleti bıraktığı halde sonradan tekrar almaya kalkışma halinde (b) fıkrası hükümleri cari olur.

Zaruret hali; T.C.K. ‘nun 49.maddesi 3.bendi zaruret halini “gerek nefsin ve gerek başkasının vukuuna bilerek mahal vermediği ve başka türlü tahaffuz (kurtulma) imkanı da olmadığı ağır veya muhakkak bir tehlikeden muhafaza etmek zaruretinin bais olduğu mecburiyetle işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilemez. ” şeklinde tarif etmektedir. Binaenaleyh yukarıdaki durumlar karşısında silah kullanana bir görevlinin hareketinde zaruret hali vardır denilir ve kendisine ceza verilmez. Ancak bazı hallerde zaruretin tayin ettiği hududun aşılması ihtimali vardır. Bu taktirde fail sebebiyet verdiği eylemden ötürü ceza görmekle beraber cezası TCK’nın 50. Maddesinde yazılı nisbetler dairesinde indirilir. Bir olayda zaruret hali bulunup bulunmadığı veya bunun tecavüz edilip edilmediği mahkemece serbestçe taktir olunur.

As. C.K’nun 119.maddesi, mübren ve müstacen bir zaruret ve tehlike halinde verdiği emirlere itaat ettirmek için asta yapılan müessir fiili suç saymamış, hatta harp, eşkıya müsademesi, isyan, askerlik harekati ve suçla takibatı gibi hallerde üste silah kullanma yetkisi dahi tanımıştır. Bahis konusu hallerde mübren surette elzem bir itaatı temin için başka vasıtalar bulunmadığı taktirde bir subayın astının ısrar ve mukavemetine karşın silah kullanması suç teşkil etmez.

Silah kullanma tarzı :

Madde silah kullanmada bir sıra takip etmiş, önce kesici ve dürtücü silahlar ile ateşli silahların hedefe tevcih edileceğini, bununla sonuç alınmazsa ateşli silahların dipçik ve kabze kısımlarının kullanılacağını,bu da etkili olmazsa kesici, dürtücü ve ateşli silahların bil fiil kullanılacağını, öncelik kesici ve dürtücü silahlara verilmiştir. Bu silahların kesici ve dürtücü niteliklerinden yararlanılarak şahıs veya topluluğun korkutulması ve dağıtılması sağlanacaktır. Bütün bunlara rağmen mukavemet taarruz, müessir fiil veya tehlikenin tehdit hali devam edecek olursa son çare olarak ateş açılacaktır. Ateş etmede de bir sıraya uyulur. Önce havaya ihtar atışı yapılır, sonra ayağa doğru ateş edilir. Bunlarda etkili olmazsa hedef gözetilmeksizin ateş edilir. Ancak bu sırada mutlak değildir. Taarruz veya mukavemetin şekline ve ağırlık derecesine göre bu sıra takip edilmeyebilir. Nitekim “silah çeşitlerine göre etkili olabilecek şekilde kullanılır”. Sözcüğü de buna hak vermektedir.

Ateş emri ve kendiliğinden ateş etmek :

Ateş emri vermeye yetkili makamlar maddenin V nolu bendinde gösterilmiştir. Ateş emri verilmemiş olsa dahi her asker İç Hz. K.’ın 89 ve 90. Maddelerindeki hal ve şartlar içinde kendiliğinden silah kullanabilir. Ancak silah kullanmadaki zaruret derecesinin, zamanın ve kullanma derece ve tarzının tayini her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önünde tutularak silahını kullanacak asker tarafından bizzat taktir olunur.

Ateş emri vermeye yetkili makamlar

Ateş emri vermeye yetkili komutan, bu maddede yazılı görevleri yapmak için birliğe görev veren üst komutandır. Asayişle ilgili olaylarda bu komutan daha ziyade garnizon komutanı olup istisnai hallerde kıta komutanları veya merkez komutanı da olabilir. Asayişle ilgili olayların süratli gelişmesi karşısında yetkili komutandan yazılı emir almaya zaman ve şartlar müsaade etmeyebilir. Bu takdirde ateş emri sözle verilir, arkasından yazı ile teyit edilir. Kanun ateş emri vermeye sadece birliğe görev veren üst komutanı yetkili kıldığı cihetle, olay yerinde üst komutandan daha üst bir komutan bulunsa dahi ateş emri veremez. Ancak görev emri üst komutana daha üst bir komutan tarafından verilmiş ise bu komutanda olay yerinde ateş emri verebilir ve bu emre uyulması zorunludur. Mesela, tümen komutanının emriyle alay komutanı tarafından asayişle görevlendirilmiş bir birliğe alay komutanı ateş emri verebileceği gibi olay mahalinde bulunmak şartıyla tümen komutanı da verebilir.

Kanun olayların vusat ve ehemmiyetini görmesi ve silah kullanılmasının gerekip gerekmediğini takdir etmesi bakımından ateş emri verecek komutanın olay yerinde bulunmasını şart kılmıştır. Ateş emri görevli birlik komutanı tarafından doğrudan doğruya verilecekse onun dahi olay yerinde bulunmasını kanun aramıştır. Olay yerinde bulunmayan üst komutanının yazılı olarak göndereceği ateş emrine, şartlar kendisince ateş edilmesini haklı kılmadığı taktirde birlik komutanınca uyulmayabilir.

Hal ve şartlar üst komutanın olay yerine gelerek ateş emri vermesine müsaade etmeyebilir veya görevli birlik birbirinden uzak mesafelerde parçalar halinde görev durumunda olabilir. Bu taktirde asayişe memur edilen kuvvetlerin olay yerinde bulunan birlik komutanı veya asayişe memur edilen birliğini parçalarına komuta eden en küçük komutan ve amirler dahi sözle ateş emri verebilir.



Sorumluluk

T.C.K.’nın 49.maddesi, kanunun bir hükmünü icra suretiyle işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmeyeceğini belirtmiştir. Burada aynı durum bahis konusudur. İç hizmet kanununun silah kullanma ile ilgili bir hükmünü yerine getiren, dolayısıyla 87.maddenin öngördüğü hal ve şartlar içinde silahını kullanan askere bu hareketinden dolayı ceza verilemeyeceği gibi silah kullanma emri veren birlik komutanı için de aynı durum bahis konusudur.