PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tİcarİ İŞ-tİcarİ İŞletme



EğitimCafe
01-Jul-2010, 00:08
TTK 3:Ticari işler

TTK 21:Ticari iş karinesi

21. maddedeki kural tüzel kişiler olan tacirler açısından mutlaktır.Yani tüzel kişi tacirin özel işi yoktur.Ama gerçek kişi açısından karineyi çürütebilecek bazı şartlar öngörülmüştür.

3. maddede;

-Ticaret kanununda düzenlenen işler

-Bir ticari işletmeyi ilgilendiren işler;ticari iş olarak kabul edilmiştir.

TTK 11.md ticari işletmenin tanımıdır.

TTK'da ticari işletmeyi doğrudan ilgilendirmeyen,tarafları tacir olmayabilen ama bir kişinin yapabileceği işler de ticari işlerdir.

Örn;Mağazada alışveriş karşılığı bono aldık,bono TTK'da düzenlenmiştir,bu bir ticari iştir.

TTK 21/1 md:Ticari iş karinesine getirilen istisnalar vardır.Gerçek kişi açısından 2 istisna vardır;

1-İşin yapıldığı esnada işin ticari işletmeyle ilgisi olmadığı açıkça belirtilmişse bu iş ticari iş sayılmaz,adi iştir.

2-Durum ve şartlara göre yapılan işin ticari iş olmasına imkan yoksa yapan kişi tacir olsa bile o iş ticari iş sayılmaz.

Örn;Tacir oturmak üzere ev alıyor.Bu mesken amaçlıdır,ticari amaçlı değil



Bir taraf için ticari iş sayılan işler ticari iştir.

TTK 21/2 md:Yalnız biri için ticari iş sayılan mukaveleler(fiil ve iş demiyor)kanunda aksine hüküm yoksa... Yani;

a)Taraflardan sadece biri için ticari iş sayılan işlerin ticari sayılabilmesi için mukaveleye bağlı olması lazımdır.Sözleşmeye bağlı olmayan işlerde taraflardan birisi için ticari sayılsa bile,ticari iş sayılmaz.Burada bu kural geçerli değildir.Örn;Haksız fiile dayanan işler mukaveleye tabi olmadığı için TTK 21/2'de belirtilen kural uygulanmaz.

b)Taraflardan biri için ticari sayılan,sözleşmeye dayanan bir işin,iğer taraf bakımından ticari sayılabilmesi için kanunda aksine hüküm bulunmaması lazımdır.Örn;Bir tarafın diğer tarafı temerrüde düşürebilmesi veya sözleşmenin feshi için ihtarların yazılı olarak yapılması ve bunun içinde her iki tarafın tacir olması gerekir.Yani noter tarafından yapılmazsa geçerli olmaz.

Bunları bir başlık altında toplarsak;

Ticari iş olma şartları: 1.Ticaret kanununda düzenlenmiş olması

2.Ticari işletmeyle ilgili olması

3.Ticari iş karinesi

4.Bir taraf için ticari iş sayılması;a)Taraflardan biri için

b)Kanunda aksine hüküm yoksa

Bir İşin Ticari İş Sayılmasının Hukuku Sonuçları:

A)Teselsül Karinesi(Müteselsil Sorumluluk)

Teselsül,birden çok borçlunun her birinin alacaklıya karşı yada borçlunun birden çok alacaklının herbirine karşı borcun,tamamından sorumlu olması demektir.

BK 141 vd md teselsül düzenlenmiştir.

Müteselsil borçluluk,bir irade açıklaması veya kanun hükmü dolayısıyla bölünebilir bir edimin birden fazla borçlarından her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu;alacaklının ise tamamını ancak bir defa elde etmek üzere edimi borçlulardan birisinin ifası veya ifa yerini tutan fiili ile düğerlerini bu oranda alacaklıya karşı borçtan kurtaracakları bir birlikte borçluluk halidir.

BK’ya gore adi işlerde teselsül ya tarafların iradesinden yada kanundan doğar.Yani adi işlerde müteselsil sorumluluk istisnadır.İradeye veya kanuna dayanır.



TTK 7/1 md:Teselsül karinesi:”İki veya daha fazla kimse,içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı müştereken borç altına girerlerse mukavelede aksi kararlaştırılmadıkça müteselsilen mesul sayılırlar.”

TTK 7/2 md:Ticari borçlara kefalet halinde gerek asıl borçlu ile kefil gerek kefiller arasındaki münasebetlerde dahi hokum böyledir.

Yani borçlular arasındaki teselsül 2 halde sözkonusudur;

a)Müşterek borç altına girme durumunda(7/1)

b)Ticari borçlara kefalet durumunda/7/2) Adi borçlarda iradeyi açıkça belirtmek gerekir,ticari işlerde ise gerekmez.

Bu hükme gore borcun ticari olması halinde asıl borçlu ile kefil veya kefiller arasında müteselsil borçluluk esas olmaktadır.Ancak taraflar bunun aksini kararlaştırabilirler.Yani gerek müteselsil borçluluk,gerek ticari borçlarda kefaletten müştereken borç altına girenlerden veya ticari borçlarda kefalet esnasında bunun müteselsil borçluluk olduğu Kabul edilir.Yahut müteselsil borçluluk olmadığı açıkça belirtilebilir.O zaman borç ticari borç da olsa,müştereken borç altına girilse de müteselsil borçluluk yahut müteselsil kefalet olmaz.



TİCARİ İŞLERDE FAİZ:

Belirli para alacağının,alacaklısına sağladığı medeni semere olan faiz kanunlarımızda çok dağınık bir şekilde düzenlenmiştir.

TTK 8 vd md:Faiz düzenlenmiştir.Tabiki sadece buradaki hükümler yoktur.

BK 72,103 md:Burada da faiz düzenlenmiştir.6183 sayılı Amme alacaklarının tahsili usulü hakkındaki kanunda,90 sayılı Ödünç para verme işleri hakkındaki kanunda,Kat mülkiyeti kanununda,iş kanununda,3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizi hakkındaki kanunda da faiz düzenlenmiştir.Ama bunlarla da sınırlı değildir,daha birçok kanunda düzenlemeler vardır.



Faiz:Mahrum kalınan bir miktar paraya mahrumiyet süresi ve mahrum kalınan paranın miktarı ile orantılı olarak sağlanan medeni semereye denir.Faiz belirli bir meblağın,bu meblağ alacaklısına sağladığı medeni semeredir.Faiz,esas olarak ana paraya(resul mal)orantılı olarak yüzdeler ölçüsüne gore yapılır.



Faizin Hukuki Niteliği(Özellikleri):

1.Faiz Fer’i Bir Haktır

Faiz fer’i haklardandır(2. dereceden) ve anaparanın mukadderatına bağlıdır.Anapara ne olursa,faiz de aynı akıbete uğrar.Faiz fer’i haklardan olduğu için faizin varlığı asıl alacağın varlığına bağlıdır.Asıl alacak doğmamışsa faiz de doğmaz.Asıl borç ödeme yahut herhangi bir sebeple sona ererse faiz borcuda kural olarak sona ermiş sayılır.Alacaklı anapara(resul mal)için makbuz vermişse faizlerini de tahsil etmiş sayılır.Ancak makbuz verirken faiz alacağını saklı tuttuğunu belirtir.

Örn;Birine faizli borç para verildiyse,faizi saklı tutmadan asıl alacağı alıp makbuz vermişse,faiz de tahsil edilmiş sayılır.



Bazı hallerde asıl alacak tahsil edilmesine rağmen faiz hakkı tahsil edilmemiş olabilir.Bu hallerde faiz alacağının saklı tutulduğunu alacaklı açıkça belirtmemişse yahut halin icabından faiz alacağını saklı tuttuğu anlaşılmıyorsa asıl alacak ödenmişse faiz alacağı da ödenmiş sayılır.Kanun koyucu bazı hallerde de asıl alacak ödenmiş olsa da faiz alacağının saklı kaldığını kanunda belirtmiş olabilir.Bu hallerde de asıl alacağın ödenmiş olması faiz hakkının varlığını ortadan kaldırmaz.

Faiz fer’i haklardan olduğu için asıl alacağın temliki,kural olarak faiz alacağının da temliki neticesini doğurur.Ancak temlik sözleşmesinde taraflar faiz alacağının temlikinin yapılmayacağını kararlaştırabilirler.

BK 162 vd md:Alacağın temliki

Faiz fer’i haklardan olduğu için menkul ve gayrimenkul rehni faiz alacağını teminat altına alır.Yine kural olarak kanunda aksi belirtilmedikçe asıl alacak zamanaşımına uğradığında faiz hakkı da zamanaşımına uğrar.Yani faiz hakkı asıl borcun zamanaşımı süresine tabidir.

BK 113/3 md:Gayrimenkul rehni ve kıymetli evrak….

Yani belirli istisnalar kanunda özellikle sunulmuş olabilir.



2.İstisnalar

Faizin anaparaya bağlı oluşunun bazı istisnaları olabilir;

a)Faizin fer’i haklardan olması istenmiyorsa,yani anaparanın mukadderatına bağlı olması istenmiyorsa taraflar serbest iradeyle bunu düzenleyebilirler.

Örn:Asıl alacak hakkı bir şahsa,faiz hakkıda bir başka şahsa temlik edilebilir.

b)Faiz hakkı asıl alacaktan bağımsız olarak dava veya icraya konu teşkil edebilir.İsterse ayrı ayrı dava konusu yapılır,isterse birlikte.Bunun sebebi;faiz ihtilaflıdır ve faiz davası daha uzun surer,asıl alacak ayrı dava edilip ana parayı daha önce alabilir.



Faiz Türleri:

Bir ayrıma göre;

a)Kapital Faizi:Muayyen bir meblağdan,muayyen bir sure mahrum olma dolayısıyla mahrum kalınan paranın miktarı ve mahrum kalma süresi ile orantılı olarak istenebilecek faize kapital faizi denir.Yani belirli bir kapitalden mahrum kalma sebebiyle istenir.

b)Temerrüt Faizi:Para borcunun zamanında yerine getirilmemesi dolayısıyla elde edilen faize denir.



Bir diğer tasnife göre;

a)İradi Faiz:Taraflar mahrum kalınan paradan,mahrumiyet süresi ile orantılı olarak isteyebilecekleri faizi serbestçe kararlaştırabilirler.Bu faize iradi faiz denir.

b)Kanuni Faiz:Temerrüt faizine ve sözleşmeyle öngörülmüş olmasına rağmen,miktarı tespit edilmemiş olan faize kanuni(nizami)faiz denir.Borçlunun faiz ödemesi gerekip de,faiz oranı belirlenmemiş olan hallerde uygulanacak faizdir.



Bir diğer tasnife göre;

a)Basit(adi)Faiz:Ödünç verilen muayyen bir meblağın üzerinden belirli bir süre için hesaplanan faizdir.Basit faizde faizin,anaparaya zammedilerek oluşacak yeni meblağa faiz yürütülmesi sözkonusu değildir.

b)Bileşik Faiz:Faizin muayyen devreler sonunda anaparaya ilave edilerek mütakip devrede anapara ve faizden oluşan yeni meblağa faiz yürütülmesine mürekkep(bileşik)faiz denir.Kısaca faize faiz yürütülmesidir.TTK bazı istisnalar dışında mürekkep faize izin vermemiştir.BK da ise yasaktır.TTK’daki bazı istisnalar(8/2);

-Cari hesaplarda;3 aydan aşağı olmamak üzere faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı yalnız cari hesaplarda

-Borçlu bakımından ticari mahiyeti haiz olan karz akitlerinde muteberdir.

Yani bu iki durumda 3 aydan aşağı olmamak üzere uygulanabilir.